Yavuz Sultan Selim

Osmanlı Devleti’nin 9. Padişahı olan Yavuz Sultan Selim 1512 ve 1520 tarihleri arasında Osmanlı Devleti’nin tahtına oturmuştur.

Yavuz Sultan Selim, henüz şehzade olduğu zamanlarda Safevi Devleti, Akkoyunlu Devleti’ne son vermiş ve Anadolu’da Şiilik çalışmalarına destek sağlamıştır. Anadolu’da çıkan Şahkulu İsyanı’nın büyümesine sebep olmuştur. Bu durumu gören Yavuz Sultan Selim, henüz şehzade olmasına rağmen babasını bu durum karşısında uyarmıştır. Uyarı karşısında babasının tepkisiz kaldığını gören Yavuz Sultan Selim, yeniçeriler tarafından desteklenerek babasını tahtan indirmiştir.

Beyazıt’ın bedduası

Oğlu Yavuz Sultan Selim tarafından tahtan indirilen Beyazıt bedduası nesillerdir dilden dile aktarılır. Rivayetlere göre bu durum karşısında oğluna dönerek;
“Ömrün benimkinden az, saltanatın benden kısa olsun.” demiştir.
Bu beddua neticesinde Yavuz Sultan Selim’in tahta yalnızca 8 yıl gibi kısa bir süre kaldığı ve bu sebepledir ki babasının bedduasının gerçekleştiği söylenmektedir.

Şehzade Mücadeleleri

Yavuz Sultan Selim, tahta çıktığı zaman ilk işi taht karşısında tehlike oluşturan kardeşleri Şehzade Ahmet ve Korkut’u ortadan kaldırmıştır.

Osmanlı Devleti ve Safevi

Yavuz Sultan Selim, doğuda devleti bekleyen büyük bir tehlike olduğunun bilincinde olarak Safevi Devleti sorununu çözmek istemiştir. Bu sebepledir Yavuz Sultan Selim, doğu seferini düzenlemiştir.

Yavuz Sultan Selim’in doğu seferinin amaçları:
– İpek Yolu’nun Van ve Tebriz arasında yer alan bölümünü ele geçirmektir.
– Safevi Devleti’nin, Anadolu için tehlike oluşturması ve çıkan isyanları destekleyerek Osmanlı Devleti’ni zor durumda bırakma çabaları
– Safevi Devleti’nin Orta Asya’dan gelen Türkleri engellemesi

Bu sebeplerden Yavuz Sultan Selim, 1514 yılında Çaldıran Savaşı ile birlikte Safevi Devleti’nin hükümdarı Şah İsmail’i yenmiş ve ağır bir yenilgiye uğratmıştır. Bu savaşın sonucunda Osmanlı Devleti’nin doğusundaki Safevi tehlikesi ortadan kalkmıştır.

(1514) Çaldıran savaşı sonucunda yaşanan gelişmeler:
– Doğu ve Güneydoğu güvenliği pekişti
– Hazinenin parayla dolması gerçekleşti
– Anadolu’da, Şii tehlikesi ortadan kalktı

Osmanlı Devleti ve Dulkadiroğlu Beyliği

Osmanlı Devleti’ne ilk katılan beylik olan Karesioğulları ile birlikte Anadolu’nun siyasi birliğini sağlama çabaları sürmüş ve zamanla birçok birlik Osmanlı Devleti’ne katılmıştır. Yavuz Sultan Selim’in doğu seferleri sırasında Safevilerle ilişki kurmuş ve Osmanlı Devleti’ne karşı düşmanca tavırlar takınmıştır.

1515 yılında Yavuz Sultan Selim, Turnadağ Savaşı’yla Dulkadiroğulları’nı yenilgiye uğratmış ve bu beyliğe son vermiştir. Anadolu’nun siyasi birliği Dulkadiroğulları birliğine son verilmesi sonucunda kesin olarak sağlanmıştır. Dulkadiroğulları Beyliği’nin elinde bulunan Maraş ve çevresi Osmanlı Devleti’nin topraklarına katılmış ve Osmanlı Devleti’nin sınırları genişlemiştir.

Osmanlı Devleti ve Memlükler

Yıldırım Beyaz döneminde başlayan sorunlar, Yavuz Sultan Selim döneminde en üst noktaya ulaşmıştır. Ayrıca Safevi Devleti’ni desteklemeleri ve Dulkadiroğulları ile kurulan ilişkiler Osmanlı Devleti ile Memlükler arasında ilişkileri koparmış ve savaş noktasına getirmiştir.
Baharat yolu açısından büyük önemi bulunan Mısır’ın Memlüklerin elinde bulunması da sebeplerden birisidir.
Osmanlı Devleti’nin Abbasi Halifesine yaptığı hizmetlerin Memlükler tarafından sahiplenilmesi de savaşın sebeplerinden bir tanesidir.

Bu sebeplerden dolayıdır ki 1516 yılında Mercidabık ve 1517 yılında Ridaniye Savaşları yapılmıştır. Bu savaşlar sonucunda Memlük Devleti’ne son verilmiştir.

Mısır Seferi’nin Sonuçları

– Memlük Devleti’ne son verilmiştir.
– Memlük Devleti’nin elinde bulunan verimli topraklar Osmanlı Devleti’nin egemenliğine geçmiştir.
– Hicaz Osmanlı egemenliğine geçmiştir.
– Doğu Akdeniz’in güvenliği sağlanmıştır.
– Halifelik Osmanlı Devleti’ne geçmiş ve ilk halife Yavuz Sultan Selim olmuştur.
– Osmanlı Hazinesi ağzına kadar dolmuş ve Osmanlı Devleti ekonomik bakımdan büyük bir güç kazanmıştır.

Yavuz Sultan Selim ve Hazine Kapısı

Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinden sonra hazineyi ağzına kadar doldurmayı başarmış ve hazinenin kapısına kendi tuğrasını astırmıştır. Yavuz Sultan Selim, yayınladığı fermanla;
“Eğer bir gün bu hazineyi benden fazla dolduran olursa onun tuğrası asılsın eğer dolduramazsanız benim tuğram kalacaktır.” şeklinde emir vermiştir. O günden sonra hiçbir padişah hazineyi ağzına kadar doldurmayı başaramamış ve hazine kapısında Yavuz Sultan Selim’in tuğrası kalmıştır.

Kategoriler: Tarih - Tarih: 17 Ocak 2019 13:37
Subscribe
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
çalışkan öğrenci
çalışkan öğrenci
Ziyaretçi
1 yıl önce

ellerinize sağlık, güzel anlatım olmuş.