KPSS 2020 Türkçe Denemesi 9

Soru: 1

Seksenli yıllarda yaptığı incelemelerde, ilke olarak yapıta dönük yöntem kullanan eleştirmenler arasında İngiliz edebiyatı profesörü Berna Moran en çok yankı uyandırandır. Berna Moran, incelemelerine mümkün olduğu ölçüde çıplak bir gözle başlar.

Bu parçadaki altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 2

“Babasının sert sözlerine içerlemiş, odasına kapanmıştı.”

cümlesindeki “içerlemek” sözcüğünün cümleye kattığı anlam, aşağıdakilerden hangisinde vardır?
Soru: 3

(I) Güneş batmış, arkalardaki sular parlamaz olmuştu. (II) Ortalığı birazdan yıldızlar aydınlatacaktı. (III) Dağlar dumanla kaplı kocaman başlarını birbirine dayayarak uykuya varmıştı. (IV) Köy, kayaların kat kat gölgelerine gömülmüştü. (V) Ne pencerelerde bir ışık ne de yollarda bir ses kalmıştı.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde kişileştirme söz konusudur?
Soru: 4

Dilimizde “ağız” sözcüğüyle oluşturulmuş birçok deyim vardır. Örneğin; elde edilmesi çok güç olan bir şey için “aslanın ağzında olmak” (I), söz söylemesini becerenlere “ağzı laf yapmak” (II), çok sevinmek anlamında “ağzı kulaklarına varmak” (III), konuşmasını bilen kişiler için “ağzında gevelemek” (IV), hakaret ederek uyarmak için “ağzına tükürmek” (V) deyimleri kullanılır.

Yukarıda numaralanmış deyimlerden hangisi yanlış açıklanmıştır?
Soru: 5

(I) Millî sanatlarımızdan biri olan ebrû, yoğunlaştırılmış su üzerine serpiştirilen boyaların şekillenmesiyle oluşan desenlerin, kâğıt üzerine alınması tarzında icra edilir. (II) Ebrû kelimesinin menşeinin, Farsçadaki 'ebr' (bulutumsu), 'ab-rû' (su yüzü) veya Çağataycadaki 'ebre' (hare gibi dalgalı, damarlı) olduğu ileri sürülmektedir. (III) Mermerdekine benzer damarlı görünümü sebebiyle ebrûya Avrupa dillerinde marmor papier, papier marbre, marbled paper; Arapçada ise, varakü'l-mücezza denir. (IV) 8. veya 9. yüzyılda Özbekistan'ın Buhara şehrinde başladığına inanılan ebrû sanatı, daha sonra Büyük İpek Yolu ile İran üzerinden Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşmıştır. (V) Ebrû, diğer kitap sanatları gibi, gelişmesini İstanbul'da sürdürerek 16. yüzyılda olgunluğa erişmiş, en parlak dönemini 17. yüzyılda yaşamıştır.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
Soru: 6

I) Benim gibi duyarlı insanlar, doğup büyüdüğü topraklarla ilişkilerini hiç kesmezler. (II) Kuytu bir limandır bağrından fışkırdığımız bu toprak bize. (III) İlk yazla birlikte her şey anıların serin kollarında sallanmayı salık verir. (IV) Çağrısına karşı koyamadığımız gençlik günlerinin güzelliği abanır üzerimize. (V) Orada bütün eski hüzünlerin mis kokulu yağmurları vardır. (VI) Bu hüzün yağmurlarında ıslanmayı nasıl reddedebiliriz ki…

Bu parçada numaralandırılmış cümlelerden hangisi kendinden önceki cümlenin gerekçesidir?
Soru: 7

O, Hikâye Ödülü’ne aday gösterilen en genç yazar olmasını, yazdığı ilk kitabına borçludur.

Yukarıdaki cümleden çıkarılabilecek kesin yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 8

Usta bir destancının anlatımı ezber değildir. Anlatıcı her anlatışında halkın ona katılmasına göre destanı yeniden yaratır. Onun için destanlar, kırk bin yıl su altında kalmış çakıl taşları gibi, destancıdan destancıya geçerek yıkanır, arınır, düzgünleşir, parlar.

Yukarıdaki cümleler için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Soru: 9

(I) Bugün altında imzası olmasa da hangi karikatürün bu sanatçıya ait olduğunu kolayca çıkarabiliyoruz. (II) Bu kadar az çizgiyle kendine özgü bir üsluba, biçeme ulaşabilmenin ne kadar zor olduğunu anlamaya gerek yok. (III) Onun gibi bu aşamaya ulaşmış pek az sanatçı var. (IV) Hem kişiliğinin damgasını vurabiliyor yapıtına, hem de bunu son derece az çizgiyle yapıyor. (V) Öyle ki, doğadaki görüntülerden tüm fazlalıkları, ayrıntıları ayıklayıp, bunların öz ve temel çizgilerini yakalayıp sadece onunla yetinebiliyor. (VI) Kısacası imbikten geçirilmiş bir saydamlığa ve duruluğa erişiyor; böylece yapıtı daha unutulmaz biçimde belleğine yerleşiyor toplumun ve bireylerin.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangi ikisi anlamca birbirine en yakındır?
Soru: 10

Küçük yaşımdan beri orta yerinde çeşmesi olan bir mahalle özledim ( ) Şırıl şırıl akan sular ( ) suların oluşturduğu küçük bir dere ( ) Akşama kadar çeşmenin başında gelip geçenleri seyretmenin zevki ( )

Bu cümlede parantezle belirtilen yerler sırasıyla aşağıdaki noktalama işaretlerinin hangisi getirilmelidir?
Soru: 11

Bir saattir otobüs durağında (I) bekliyordu. Otobüs falan yoktu görünürde (II). Kendisinden başka bekliyenler (III) de vardı; herkesin (IV) yüzünde bir telaş, hareketlerinde (V) bir gariplik seziliyordu.

Yukarıdaki numaralanmış sözlerden hangisinin yazımında bir yanlışlık vardır?
Soru: 12

Asma gibi bitkileri sardırmak için yapılan çardaklar, aynı zamanda, güneşin yakıcı ışınları veya rüzgâr gibi etkenlerden - - - - sağlar.

Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
Soru: 13

I. yoluyla sonraki kuşaklara II. üzerine yaptığı çalışmalarda III. bir türün özelliklerinin kalıtım IV. Gregor Mendel bitkiler V. aktarıldığını bulmuştur

Yukarıdaki numaralanmış sözler anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak şekilde sıralandığında hangisi baştan dördüncü olur?
Soru: 14

“Öncelikle, kendimi mümkün olduğu kadar tanıyıp sadık kalmanın yolunu arıyorum.”

Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerin hangisiyle giderilir?
Soru: 15

Şiirde işçilik şart. İşçilik kolay değil. Bir hanımın ördüğü dantel bile büyük bir emek işidir. Ama ben öyle eserler gördüm ki, bakırdan yapılmış, ağırlığınca altından daha pahalı. Niye? İşçiliği çok. Bakın, bakırı bile altının üstüne çıkarabilen sanat, şiiri de elbette ki, altının üzerine çıkaracaktır. İşlemeden bir şey olmaz. Bu yüzden Yahya Kemal hocamızın, bir mısra, bir kelime üzerinde yıllarca durduğunu bir efsane gibi duymuşsunuzdur. Hayır, efsane değil, gerçek. Duygu ve düşüncelerimizin dil ile dişler arasında gevelemesine şiir denmeyeceğinin kesinlikle bilincindeyiz artık.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 16

(I) Jung, rüyanın bir yüzey oluşturduğu ve ardında daha önemli şeylerin bulunduğu yolundaki görüşleri kabul etmez. (II) Freud rüyanın uykuyu korumaya yöneldiğini savunurken, Jung rüyanın, rüya görenin bilinçli halini tamamlamaya yaradığını söylemektedir. (III) Bu açıdan bakıldığında, rüyanın anlamını çıkarmak için, rüya görenin bilinç halini de bilmek gerekecektir. (IV) Jungcu kuramda egonun göreliliği konusu kavramlaştırılırken, iki ilişki biçimi önem kazanır. (V) Bunlardan ilki, geçmiş ego hallerinin mevcut egoyla bağlantısına, ikincisi ise, mevcut egonun gelecekteki potansiyel ego halleriyle bağlantısına ilişkindir.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
Soru: 17

Bence ünlü kişilerin doğum günleri, ölüm günlerinden daha önemlidir. Ölüm yıl dönümlerinde yas ve acıdan başka ne yaşanır ki? Ölüm yılının, gününün bilinmesinin, bu yasın uygarca paylaşılmasının değeri küçümsenemez ama doğum yıl dönümü, başlangıcın ele alınmasında, doğuştan ölüme doğru akan gelişim sürecinin irdelenmesinde doğal bir yargıya götürür insanı. Başka bir deyişle, ünlülerin yaşadıkları süreçte yaptıklarının, getirdikleri değişimlerin, dünya sanatına ve görüşüne kattıklarının, yeniliklerin köklü eleştirisi, doğuş yıllarındaki dünya ortamının nasıl bir görünümde ve çizgide olduğunu gösterir.

Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 18

Benim romanlarımı okuyanlar doğaya, insana sevgiyle dolsunlar. Benim romanlarımı okuyanlar insanoğlunu aşağılayamasınlar. Benim romanlarımı okuyanlar, katil, savaş hayranı, ırkçı olamasınlar. Nerede olursa olsun, savaşların can düşmanı olsunlar. Değil bir ağacı kesmek, bir yaprağına dokunamasınlar, bir karıncayı ezemesinler, bir kelebeği tahtaya çivileyemesinler.

Bu sözleri söyleyen bir yazar, aşağıdakilerden hangisiyle nitelenemez?
Soru: 19

(19. ve 20. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARAGRAFA GÖRE CEVAPLAYINIZ.)

Uluslarası Olimpiyat Komitesi, 2000 Sidney Olimpiyatları başlamadan önce köpekbalığı derisi benzeri "hız mayoları"nın kullanımının uygun olduğunu açıkladı. Bunun ardından tüm vücudu kaplayan ileri teknoloji hız mayoları giymiş sporcular, aynı yıl yarışlarda görülmeye başlandı. Michael Phelps, inge de Brujin, Lindsay Benko gibi altın madalyalı yüzücülerin de kullandığı bu mayoların en önemli özelliği, suyun vücuda yaptığı direnci azaltmasıdır. Bu mayoların tasarımında köpekbalıklarından esinlenilmiştir. Köpekbalıklarının şekilleri ve doku yapıları suyun direncini ve türbülansını azaltmaya uyumlu olduğu için vücutları arasında mükemmel bir hidrodinamik denge ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda "V" şeklinde mikroskobik dişlerle kaplı derileri suya değen yüzey alanını azaltarak suyun akışını sağlayacak olukları oluşturmaktadır. Bütün bu özellikleri dikkate alınarak tasarlanan ve fiyatı normal mayodan oldukça yüksek olan bu mayolar, yüzücülere büyük kolaylık sağlamaktadır.

Bu parçada hız mayosuyla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
Soru: 20

I. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin doğal yaşamdan nasıl ilham aldığını
II. Spor müsabakalarında bilim ve teknolojinin ne derece önem kazandığını
III. Spor ürünlerinde hayvan derisi kullanımının yarattığı etik sorunları

Soru: 21

(21. – 23. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.)

Bir ya da birden fazla cam yüzlü, içinde su hayvanı ve bitkilerinin inceleme ya da süs amacıyla, canlı olarak muhafaza edilebildiği kaplardır akvaryumlar. Balıkların süsleyici niteliği ilk olarak Çinliler tarafından ortaya koyulmuştur. Çinliler yüzyıllardan beri, denizlerde buldukları renga-renk balıklarla akvaryumlarını süslerlerdi. Bu âdet Avrupa’ya çok geç gelmiş, fakat büyük bir yaygınlığa ulaşmıştır. Nitekim bugün birçok ev-de, içinde uzak ülkelerden gelmiş balıkların da bulunduğu akvaryumlar vardır. Dikdörtgenler prizması biçimindeki kaplar balıkların yaşamasına daha elverişlidir. Çünkü böyle kaplarda su yüzeyi, hacim bakımından, havayla daha fazla temas sağlar. Yüzey ne kadar büyük olursa, balıklar için gerekli hava ve su değişmesi o kadar çabuk olur. Ne var ki sadece oksijen yeterli değildir. Solunumdan meydana gelen karbon-dioksit ile çözülerek suyu kirleten dışkıları da dışarı atmak gerekir. Bunun sağlanması için basit bir kap yetersizdir; gerçek bir akvaryuma ihtiyaç vardır. Akvaryuma balıklardan başka bazı süs bitkileri de yerleştirilir. Bunlar eğer ışık yeterliyse karbondioksiti alıp oksijen üretirler. Bu bitkiler, tıpkı kimi sümüklü böcekler gibi, balıkların pisliklerini de soğururlar.

Akvaryumların dikdörtgen prizma biçiminde olmasının asıl nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 22

Akvaryumlara süs bitkilerinin konmasının gerçek nedeni aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
Soru: 23

Akvaryumların ilk kullanım amacı aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
Soru: 24

(24. ve 25. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.)

Dünya bir çöldür. İnsan ise bu çölün müzmin seyyahıdır. Peşine düşen azgın bir arslanın hışmından kaçarken altmış arşınlık susuz bir kuyuya düşen ve kuyunun dibindeki amansız ejderhanın ağzına yuvarlanmamak için kuyunun duvarındaki incecik dala tutunan biçare seyyahın ta kendisidir insan. O seyyah sensin, benim, biziz. Kuyunun duvarında tutunduğumuz o dalın siyah ve beyaz iki fare tarafından durmadan kemirildiğini, birazdan dalın kopacağını ve ejderhanın kursağını boylayacağımızı elbette görüyoruz. Peki, bu vahim vaziyeti görüyoruz da ne yapıyoruz? Tam o sırada tutunduğumuz dalın üstüne takılmış bulunan çeşit çeşit yemişleri ve bu yemişlerden sızan bal damlacıklarını görüyoruz ve kendimizi bu damlaları büyük bir gayretle yalamaya veriyoruz. Birazdan bizim için feci bir şekilde son bulacak hayata böylece tutunmayı deniyoruz.

Bu parçadan çıkarılacak en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 25

Parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
Soru: 26

(26. – 27. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARAGRAFA GÖRE CEVAPLAYINIZ.)

Andrey Beli'nin sözleriyle, "Gogol, kendisinden önce hiç kimsenin keşfetmediği yazınsal teknikler ortaya koymuş, sözel dokuyu popüler dille, günlük konuşma diliyle, mesleklere özgü sözcüklerle donatmış; bu sözcükleri, dilin incileri hâline gelinceye dek cilalamıştır." Sanatsal dehasından hiçbir şey feda etmeder Rus çığlığını bütün dünyaya duyuran yazar, kendine özgü diliyle yoksulluğun kanıksandığı ve tepkisizliğin gelenek hâline geldiği bir çağda rakipsiz bir üslup yaratmıştır. Sanatın bütün olanaklarını gözler önüne seren bu üslupla o, yarattığı karakterlerin, yazınsal anlamların, siyasal, sosyal ve psikolojik mesajların durağan bir kimliğe bürünmemesi gerektiğini savunmuş, tanımlamaya sorunsalını radikal bir hâle dönüştüren yapıtlar ortaya koymuştur.

Bu parçadan hareketle Gogol'ün sanatıyla ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
Soru: 27

Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 28

(28. – 30. soruları aşağıdaki bilgilere göre cevaplayınız.)
Bir iş yerinde aynı gün mülakata girecek olan Atahan, Burçin, Ceyda, Demir, Elifnur, Ferit, Güldehan, Hande’nin sıralarıyla ilgili bilinenler aşağıdaki gibidir:

• Kişilerin dördü sabah, dördü öğleden sonra mülakata girmiş.
• Erkeklerin hiçbiri art arda mülakata girmemiştir. • Hande’den hemen sonra mülakata giren Ceyda,
o gün mülakata giren son kişidir.
• Atahan’ın mülakatı sabah olmamıştır.
• Sırası Burçin’den hemen sonra olup öğleden sonra mülakata ilk giren kişi erkek değildir.>

Aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?
Soru: 29

Aşağıdakilerden hangisi sabah mülakata giren kişilerin doğru sıralaması olabilir?
Soru: 30

I. Ferit
II. Elifnur
III. Atahan

Mülakata giren bu kişilerin hangisi ya da hangilerinin yeri bilinirse diğerlerinin yeri kesinleşir?

Benzer Testler