KPSS 2020 Türkçe Denemesi 5

Soru: 1

İngilizler, Jön Türklere “Bir süre Osmanlı Devleti’nin idaresini bize bırakın.” deselerdi, Jön Türkler bunu hemen kabul ederlerdi. O derece ulusal duygulardan yoksundular. Sizinle açık konuşuyorum, çünkü bu bir tarih meselesidir. Edebiyat açısından ben uzun süre bocaladım. Çünkü o zamanki edebiyat, Fransız edebiyatının bir kopyasıydı. Daha doğrusu bir kuklasıydı.

Bu parça aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanırsa anlamlı bir bütün oluşturur?
Soru: 2

İnsan kendi yaşamı, kendi kişiliği, kendi özverisi ile bir örnek oluşturamazsa, bir işin başı olmaya kalkmamalıdır. Hele çevrecilik gibi bir akımın savunuculuğunu yapacaksa bunu kentlerden değil, kırlardan yapmalı. O işin yalnız felsefesi ile yetinmeyip pratiğine de yönelmeli. Kişisel deneyimlerinin ışığında konuşabilmeli. Büyük kentin çılgınca ve tutarsız yaşamından bezmek kolaydır. Doğada kendine kurtuluş olanakları bulmak da çekici gelebilir.

Bu paragraf aşağıdaki cümlelerin hangisiyle sürdürülebilir?
Soru: 3

O, ödenekli tiyatroların tersine, elini hep Türk yazarlarına uzattı. Onların eserlerini oynamayı bir lütuf sayarak, her fırsatta onlara minnet yüklemek isteyerek, ikide bir başlarına kakarak değil --- yapıyordu.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi uygun değildir?
Soru: 4

(I) Tanzimat’la birlikte Osmanlı yazarları kendi eserlerini Batı’dakilerle karşılaştırmaya başladılar. (II) Bu aksaklık, yazarlarımızın hayatı görme kudretinden yoksun olmalarından kaynaklanıyordu. (III) Bu kendinden üstün olan ile yüz yüze gelme anıydı. (IV) Yapılan karşılaştırmalar aradaki mesafenin aşılamayacak kadar büyük olduğunu gösteriyordu. (V) Taklit o zaman devreye girdi. (VI) Bu yüzden ilk kuşak yazarlarımız Batı medeniyetinin taklitçisi idiler.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi paragrafın anlam akışını bozmaktadır?
Soru: 5

(I) Çocukluğunuzdan bir kez ayrıldınız mı, ömrünüzün kalan bölümü gurbettir artık. (II) Sıla özlemi çeker gibi çocukluğunuzun özlemini çekersiniz. (III) Bu nedenle de çocukluk dönemi birçok sanatçıyı, yazarı, şairi derinden etkilemiş, ürünlerine yansımıştır. (IV) Ben, kendi deneyimime dayanarak, çocukluğun insanın en mutlu dönemi olduğu fikrine katılmıyorum. (V) Tam tersine bence çocukluk, her şey bir yana, tamamen büyüklerin yönetiminde olduğu, korkularla dolu geçtiği için yaşamımızın en güvensiz bölümüdür. (VI) Ve bütün bunlar insanda hiç silinmeyecek izler bırakır.

Bu paragraf iki parçaya bölünmek gerekirse, ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Soru: 6

(I) Öykülerimi çok uzun zamanda yazıyorum. (II) Bir söz, bir his, bir durum, bir atmosfer, bir fikir, bir insan, bir olay… (III) Bütün bunlardan beni yazmaya itecek bir unsur yakaladığım zaman onu kurmaya başlıyorum. (IV) Yazacağım öyküyü uzun zaman kafamda taşıyorum. (V) Genellikle ben bir şey bulmuyorum, bir şey bana kendini yazdırıyor. (VI) Bazen öylesine söylenivermiş bir cümle bir öykü yazmama sebep oluyor. Bu parçada anlam akışına göre “Ama kafamda yazdığımı zannettiğim şeyle, gerçekte yazmış olduğum şey şimdiye kadar birbirini hiç tutmadı.”

cümlesi, numaralanmış cümlelerden hangisinden sonra getirilmelidir?
Soru: 7

Levni, 18. yüzyıl başlarında kendini göstermeye başlayan yeni eğilimlerin, yeni yönelimlerin sanatsal uzantısıdır. Levni’nin kişiliği ve sanatsal yeteneğiyle dönemin özel koşulları, birbirini karşılıklı olarak etkilemiş. Osmanlı sanatında yeni bir betimleme anlayışına yol açmıştır. Ancak Levni, hiçbir zaman bilinçli olarak Batı sanatını taklit etmemiş……………Bu canlandırma, dönemin beğenisini ve sanatçının görgüsünü yansıtır biçimde kendini göstermiştir.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
Soru: 8

Affeden, aklınca o sırada affettiğine kıyasla çok daha yüksek, yüce, adeta Tanrısal bir tavırla tepeden bakmaktadır. Onun bu böbürlenmesine karşı insanın “Kim oluyorsun da sen beni affediyorsun! Lanet olsun senin affına, affetmesen ne yazar?” diye diklenesi gelir. Ben bu çeşit bencil affetmeleri de sevmem. “Büyüklük bende kalsın, seni affediyorum.” diyen, karşısındakinden çok kendi şöhretini, kendi prestijini kolluyordur çoğu zaman.

Bu parça aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanabilir?
Soru: 9

(I) Çocukluğumda kuyudan su çekmek pek hoşuma giderdi. (II) Bu işin kendine göre bir ustalığı vardır. (III) Ustalaşmak her işin kolayca bitirilmesine yarar. (IV) Kovayı yavaş yavaş sarkıtacaksın; suya değdiğinde aşağıdan yukarı şıpır şıpır bir ses yankılanır. (V) O zaman elindeki ipi, sağa sola, yukarı aşağı hafif hafif oynatarak suyun kovaya dolmasını bekleyeceksin.

Numaralanmış cümlelerden hangisi konunun akışını bozmaktadır?
Soru: 10

(I) Dünyanın hiçbir dili, son elli yıl içinde Türkçenin geçirdiği değişiklikleri geçirmemiştir. (II) Öyle ki her nesil bir öncekinin dilini yadırgar olmuştur. (III) Hele bugün yeni yetişenlerin, geçen asırda yazılanları anlamaları Fransızca bilmeyenlerin Hugo’yu anlamaları kadar imkânsızdır. (IV) Yeni yetişen Fransız gençleri Hugo’yu bir asır önceki yaşıtları gibi anlıyorlar. (V) Dildeki aşırı değişiklikler yüzünden kuşaklar arası kopukluk oluşmuştur. (VI) Dil, kuşaklar arasında köprü görevi göremez olmuştur.

Parçadaki numaralandırılmış cümlelerden hangisi konunun akışını bozmuştur?
Soru: 11

Son on - on beş yıl içinde kendilerini tanıtan sanatçılarımız arasında özü arayan bireyin ve toplumun sorunlarını işleyen yalın bir dille yazan şairlerimiz, gerçeğe ve hayale hakkını veren hikayecilerimiz yok değildir. Bu yoldaki çalışmalar büyük eserler de verebilir. Ama...

Paragraf en uygun biçimde aşağıdakilerden hangisi ile sürdürülebilir?
Soru: 12

(I) Neredeyse bir aydır hastayım. (II) Hastalandı mı, ister istemez, ölümü düşünüyor kişi. (III) Ben korkmuyorum ölümden. (IV) Ölmek istenilmez, ama ne yapalım, bir gün, çare yok öleceğiz. (V) Ölenlerin arkasından söylenen «Kaybettik... Yitirdik...» sözlerini hiç sevmem. (VI) Ben kaybolmam, yitmem; ölürüm. (VII) Öldü desinler benim için, başka bir söz istemem.

Yukarıdaki parçayı iki paragrafa ayırmak gerekirse, ikinci paragrafın kaçıncı cümle ile başlaması uygun olur?
Soru: 13

Genç bir edebiyat heveslisi geçen gün bana gelip, çiziktirdiği birkaç yazıyı gösterdi. Bana “Sanatımla, hayatımı kazanabilir miyim?” dedi. Üzüldüm doğrusu, çünkü söylediklerim acıydı: Türkiye’de sanat, sahibine kazanç sağlamıyor; onu yüceltmiyor. Ak-sine elinizde birkaç kuruşunuz varsa sanata bağlandıktan sonra, onu kaybediyor; ortalıkta kalıyorsunuz. Sanat adamları ikinci bir iş yapmazlarsa nefesleri açlıktan kokacak nerdeyse.

Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 14

Bir dönem şiir üzerinde yoğunlaşıyorum, arkasından bir roman geliyor. Şimdi de öykü, deneme yazıyorum. Biliyorum, arkasından bir şiir dönemi gelecek, içimde yeni bir şiirin biriktiğini hissediyorum. Daha önce de söyledim. Ben, kendimi her şeyden çok şair görsem de “şair romancı” değilim. Romanım şiirimden bağımsız yol alıyor. Öykülerime gelince sanırım onlarda şairliğimin izleri var, öykülerim şairliğimle kanatlanıyor gibi.

Bu parçanın yazarı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Soru: 15

Eskiden ağaç dikimini ömrü fidanların, ağaçların içinde geçmiş yaşlı başlı kişiler yapardı. Diktikleri ağacın tutması onlar için bir onur meselesiydi. Bunun için dikim sırasında bütün yeteneklerini, bilgi birikimini kullanır; dikimden sonra da fidanın gerektirdiği bakımı yapardı. Şimdi ağaç dikmek, çiklet çiğnemek gibi oldu. Herkes, elinde fidan, dikimle uğraşıyor. Yurt içinden veya dışından milyonlar ödenerek alınan fidanlar çamur çukurlarına gömülüyor, yok ediliyor.

Bu parçada yazarın asıl yakındığı aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 16

Daha ilkokula başlamamış torunlarıma bakıyorum. Onlar kimi yönlerden benden üstünler. Yemekten önce ve sonra elini yıkama, zamanında dişlerini fırçalama ve diğer alışkanlıklarına baktığımda onlardan geride olduğumu görüyorum. Akıl düzeyim onlarınkinden düşük değil. En azından deneyimim, bilgilerim var. Ama yetiştiğimiz aile ortamı farklı. Onlar bir şehir ailesinin çocuğudurlar ve insan, davranış biçimini aile ortamında öğrenir. Okul, çevre ailenin yanında çok az bir etkiye sahiptir.

Yazarın bu parçada vurgulamak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 17

İstanbul, öncelikle tarihsel bir kenttir. Değişik kültürlere mekân olmuş bir alandır. O kültürler burada uzun yıllar, kendi yeteneklerini en ileri düzeyde gösterme fırsatı bulmuştur. Her biri ayrı bir medeniyetten gelen insan topluluklarının ürünleri üst üste, yan yana düşmüş. Kimse kendisinden öncekilere kaba davranmamış, onların yaptığını yıkmamış. Her şey burada bütünlüğe ulaşmıştır. Buna coğrafi konumun getirdiği üstünlükler de eklenince ortaya bir dünya harikası çıkmış.

Bu parçada İstanbul’un en çok hangi yönü üzerinde durulmuştur?
Soru: 18

Sağlık hizmeti, öncelikli olduğu kadar pahalı bir hizmettir. Bina, teknik araç ve yetişmiş eleman is-ter. Gelişmekte olan bir ülkenin bu hizmeti istendiği gibi yapması beklenemez. Bu hizmet, başkalarını düşünmeyen belirli bir varlıklı kesime de bırakılamaz. Bu, toplumsal dayanışma duygusunu zorunlu kılan bir hizmettir. Hasta olduğumuzda bizi iyileştirebilecek bir sağlık hizmeti istiyorsak, sağlık hizmetlerine toplum olarak şimdiden katkıda bulunmak zorundayız.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
Soru: 19

Gerek kişinin, gerekse toplumun daha iyiyi, daha güzeli araması, hayal edebilme gücü sanattır. Ne var ki herkes, daha iyinin, daha güzelin hayallerini zihninde düzene koyamaz. Burada karşımıza sanatçı çıkar. Sanatçı herkes gibi düş gören, hayaller kuran, herkes gibi yaşadığı an’dan memnun olmayan; daha iyiyi, daha güzeli arayan bir kişidir. Ne ki herkesten ayrıldığı nokta bu düşleri, bu hayalleri, herkesin; kişinin, toplumun adına renklerle, seslerle, dille anlatabilen kişi olmasıdır.

Parçaya göre sanatçının diğer insanlardan farkı nedir?
Soru: 20

Nasıl okursuz gazete düşünülemezse; okursuz şair, okursuz romancı, hikayeci de düşünülemez. Her gazetenin kendine özgü okuru olduğu gibi, her yazarın, her şairin kendisine özgü bir okuru vardır. Bu yazarın, şairin yazdıklarına bakar, ona göre davranırlar. Şairin yazarın tutumu, anlayışı belli bir okurun malı olur. Çünkü ister gazetede yorumcu, ister fıkra yazarı olsun; yazar, okuruna söyleyecek bir sözü olan kişidir.

Bu sözlerle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 21

Yaşım ilerledikçe yazılarımın garip bir nostaljiye dönüştüğünün farkındayım. Hep bazı insanların kayıplarından, bazı değerlerin unutulmasından ya-kınıyorum. Bu, belki bir bakıma yaratılışımızdan gelen, belki az çok herkeste rastlanabilecek insancıl bir zayıflık belirtisidir; belki de daha kötü bir durum. Herhalde dünyaya, geleceğe ve geçmişe sağlıklı bir bakış değil. Sürekli geçmişin daha güzel, geçmiş insanların daha büyük, daha ahlaklı daha idealist olduklarını düşünmek nasıl sağlıklı olabilir?

Bu parçada yazar, aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
Soru: 22

Anadolu kilimlerinde renkler ve desenler gelişigüzel seçilmez. Her yörenin bir kilimi vardır. Onun renkleri ve desenleri milli bir gelenek halinde yüzyılları kucaklar. Her çizginin bir anlamı bir dili bulunur. Motif şeklindeki hayvan figürleri, eski Türk totemlerinin izlerini taşır. Çengel şeklindeki uğur ve bereket getiren semboller, sağlık tılsımı yılan ve ejderler, kuşlar, yıldızlar, değişik eşya motifleri, tüm inançlar kilimlerde en ayrıntılı renklerle yüze güler.

Bu parçada aşağıdakilerin hangisi üzerinde durulmaktadır?
Soru: 23

On yedi yıl boyunca, işe, hep aynı dar sokaklardan gider gelirdim. Artık ayaklarım bile yolu öğrenmişti. Evden çıkıp ilk köşeyi döndükten sonra önce ayakkabı tamircisi Halim Usta’nın küçücük dükkânı onun hemen yanında Behçet Amca’nın “Aile Bakkalı” vardı. Karşısında da boş, geniş bir dükkân vardı. Bir akşam nasılsa boş dükkânın kahvehane olduğunu gördüm. Behçet Amca›ya sorduğumda: -Günaydın beyim!» dedi. «Orası açılalı neredeyse altı ay oldu.

Aşağıdakilerden hangisi bu parçadan çıkarılabilecek bir sonuçtur?
Soru: 24

İki kişinin dostluk kurmasının nedenleri sayısızdır. Yakın dostlarımı gözümün önüne getiriyorum. Niçin dost oldum onlarla? Neydi beni onlarla yakınlık kurmaya iten nedenler? Var, ufak tefek şeyler var tabii. Ama en önemlisi, yaşama eş bir anlam vermemiz. Yaşamın anlamını, ya da anlamsızlığını aynı açıdan görmek, benimsemek. Şiiri sevmişiz, edebiyatı sevmişiz; işte dostluğun nedenleri.

Parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 25

Üç yıl önce ağır bir hastalık geçirmiştim. Hastalık sonrası sokağa çıktığım ilk günleri anımsıyorum. Bir «orman kanunu» içinde yaşadığımızı o zaman anladım. Gördüm ki toplum yaşamında kimse kimseye hasta mıdır, sakat mıdır, yaşlı mıdır diye bakmıyor. insanlar birbirlerini çiğneyerek yaşamaya çabalıyorlar. Bilinçsiz bir koşuşma, eşine az rastlanır bir kargaşa var. Göz göre göre biri çarpıyor, bir başkası omuz vuruyor. Sokakta yürümek bile olanaksız. Arabalar neredeyse kaldırımlara saldırıyor.

Bu parçanın bütününde yazar, aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
Soru: 26

İbsen bir oyununda kahramanlardan birine: “Çoğunluk daima haksızdır.” dedirtir. Çoğunluk haksızdır; tutkularına sarılır, gücüne güvenir de onun için. Çoğunluktan yana olan kişiler düşünmeyi, incelemeyi gerekli bulmazlar; birbirlerine uyar, birbirlerinin sözlerine çabucak kapılırlar. Yanıldıkları anlaşılınca da suçu birbirlerine atarak sorumluluktan kurtarırlar yakalarını.

Aşağıdakilerden hangisi bu parçadan çıkarılabilecek bir sonuçtur?
Soru: 27

(I) Kendi dilini bilmeyen bir kişi, yabancı bir dili gerçekten bilebilir mi! (II) O yabancı dilden çeviriler yapabilir mi? (III) Diyelim ki yabancı dili öğrenmiş, Türkçeden daha iyi biliyor onu. (IV) Türkçeye, bilmediği dile, çeviriyor kitabı. (V) Ben okurken boyuna durup da “Yanlış kullanmış bu sözcüğü, şu sözcüğün yerine kullanmış.” diye düzeltecek miyim?

Bu parçada asıl anlatılmak istenen numaralanmış cümlelerin hangisinde yer almıştır?
Soru: 28

Şiirin yüz yıla yakın bir süre boyunca kaybolmaya yüz tuttuğu bir edebiyatta, dizeyi yeniden bulmak, kurmak, kolay bir iş olmasa gerek. Yahya Kemal, dil değişimi nedeniyle yok sayabileceğimiz üç-dört yüz yıllık şiirimizin klasiği niteliğindeki bir dönemi özümlemiş, geçmişle gelecek arasındaki bağlantıyı sağlamıştır. Sadece budur amacı, yitirilmiş bir değeri bulmak, geleceği ondan başlatmaktır. "Dize benim onurumdur." sözü, işine ne denli bilinçle sarıldığını ne denli tutkuyla bağlandığını gösterir.

Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 29

Bir toplum duygusuz yaşayamaz; birtakım duygulan geliştirmek dileğinden de vazgeçemez. Yine de duygudan üstün değerler bulunduğu, duygularımıza uymasa da, birtakım doğruları kabul etmemiz gerektiği bilinmelidir. Yalnız duygulara dayanan, duygulan kutsallaştıran bir toplum, bireylerini verimli düşünmekten uzaklaştıracağı için sonunda kendini yıkar.

Bu parçadan çıkarılabilecek sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 30

Sanatçı, yazdığının okunmasını, ilgi toplamasını is-ter. Yalnız kendisi için yazan bir şair veya hikayeci düşünülemez. Bugün yazdığının hiç olmazsa yakın bir zamanda okunacağını düşünmeyen bir yazarın eline kalemi almasına ihtimal verilemez.

Parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Benzer Testler