KPSS 2020 Türkçe Denemesi 2

Soru: 1

Aşağıdakilerin hangisinde karşıt kavramlara yer verilmemiştir?
Soru: 2

Buradaki daracık sokaklarda boy gösteren tarihi evlerin bazıları restore edilmiş olsa da ______ çoğu bakımsız durumda hala.

Yukarıdaki cümledeki boşluğu anlam bakımından en uygun biçimde tamamlayan seçenek aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 3

(I) Berlin, yaklaşık 1700 köprüsüyle, köprü kent Venedik’i rahatlıkla geride bırakıyor. (II) Almanya’nın başkenti olan Berlin 3.4 milyon nüfusa sahiptir. (III) Toplam alanının yüzde otuzunun park ve orman olmasıyla Almanya’nın en yeşil kentidir. (IV) 400 galerisiyle yaklaşık 6 bin sanatçının işlerini sergileyen Berlin, bu sayılarla Avrupa’da ilk sıradadır. (V) Berlin Televizyon Kulesi, 368 metrelik boyuyla Almanya’nın en yüksek, Avrupa’nın üçüncü yüksek yapısını oluşturmaktadır.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde karşılaştırma yapılmamıştır?
Soru: 4

(I) Palandöken Dağı eteklerinde kurulu olan Erzurum ve çevresi; yüksek dağ sıraları, platolar, ovalar, yer altı ve yer üstü su kaynakları ile değişik turizm aktivitelerine olanak sağlayan bir merkez. (II) Barındırdığı benzersiz doğal çeşitliliğin yanı sıra tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olması ve İpek Yolu üzerinde yer alması da Erzurum’daki kültürel zenginliğin kanıtıdır. (III) Turizm açısından pek çok farklı potansiyele ve güzelliklere sahip olmasına karşın bu potansiyeller avantaja dönüştürülebilmiş değil. (IV) Kent, kış sporları veya kış turizmi açısından Türkiye’nin önemli kaynak alanları arasında yer alıyor ama bunu değerlendiremiyor. (V) Bölgede bulunan işletmeler yeni yeni bu olanakları fark etmeye ve bölgenin tanıtılması için çalışmalara başladı.

Bu parçada numaralanmış cümlelerde “Erzurum”la ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Soru: 5

Türkçenin yozlaşmasının ele alındığı derginin bu sayısında 12 akademisyenin 24 makalesi yer almaktadır.

Yukarıdaki cümleden aşağıdakilerden hangisi kesin olarak çıkarılır?
Soru: 6

I. camları döverek yağdığı zamanlar
II. sert poyrazla savrulan yağmurun
III. kalemim engellenemez bir durumda işler
IV. kara bulutların alçalıp
V. ilham kaynağım harekete geçer ve

Yukarıdaki sözler kurallı ve anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan dördüncü olur?
Soru: 7

I. bu hayal gücünün
II. Ahmet Ümit'in polisiye romanlarında
III. bir araştırma tutkusu görülür
IV. yanında olayların peşinden giden
V. büyük bir hayal gücü

Yukarıdaki sözler kurallı ve anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan üçüncü olur?
Soru: 8

Uyku gözlerinde renksiz bir perde
Bir parça uzaklaş kederinden
Bir ruh gülümsüyor gibi derinden
Mehtabın ördüğü saatler nerde

Yukarıdaki dörtlükte aşağıdakilerden hangisi yoktur?
Soru: 9

Aşağıdakilerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
Soru: 10

Kış aylarında (I) her akşam (II) kapımızın (III) önünden (IV) bozacılar, şerbetçiler (V) bağırarak geçerdi.

Yukarıdaki parantezle belirtilen yerlerden hangisine noktalama işareti getirilemez?
Soru: 11

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde belgisiz zamir kullanılmamıştır?
Soru: 12

Birkaç yıl önce Şili’de köpek balığı dişi (1) arayan fosil koleksiyoncularının (2) başına talih kuşu (3) kondu, çünkü tarih öncesinden kalma, kanat açıklığı (4) yaklaşık 5 metrelik bir deniz kuşunun kalıntısıyla kırık kemikleri (5) buldular.

Bu cümledeki altı çizili tamlamalardan hangisinin türü farklıdır?
Soru: 13

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklemin durumunu belirten bir sözcük kullanılmıştır?
Soru: 14

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde çatı aranmaz?
Soru: 15

Aşağıdakilerin hangisinde öğelere ayırmada bir yanlışlık yapılmıştır?
Soru: 16

Sanat eseri özünde farklılık taşımalı, bir yenilik getirmelidir. Büyük sanatçı bu özellikleriyle belli olur. Mendelshon’a bakın. Müziği güzel olmasına güzel, ama özgün hiçbir yanı yok. Oysa sanatta kişisel bir şeyler söylemek gererek. İşte bu yetenek Beethoven’da vardır. Onun ne diyeceği hiç bilinmezdi. Edebiyatta da böyle olmalıdır.

Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Soru: 17

Dün yine çınarlarımızdan birini kaybettik. Yakınları, hayranları önce hastanede sonra da cenaze namazında bir araya gelerek büyük bir üzüntüyle Tuncel Abilerini uğurladılar. Bu görüntü bizim toplumu bilmeyenler için çok güzel ve ahde vefa görüntüsü olarak görünebilir. Ama asıl yapılması gereken sanatçılarımızın hayattayken, aramızdayken tanınması değil midir? Bu durum başka ülkelerde de böyle midir, bilemiyorum ama yaşayan değerlerimize saygı duymak, onları hayattayken yad etmek, onları kaybettiğimizde arkalarından yas tutmaktan daha iyi olur diye düşünüyorum.

Yukarıdaki paragrafta yazarın asıl yakındığı durum aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 18

Bugün “Edebiyatın (sanatın) işlevi nedir?" sorusuna ne cevap verilebilir? Edebiyatın gördüğü işleve bakarsak pek çok şey savunabiliriz; bilgi vermek, ahlak bakımından eğitmek, milliyetçilik duyguları uyandırmak, zevk vermek… Edebiyat, saydığımız bu şeyleri yapabilir yapmıştır da fakat bazı estetikçilere göre bunlardan bir tanesi edebiyatın asıl işlevidir ve sanatı sanat yapan özelliğin bu işlevde aranması doğrudur. Söz konusu işleve, zevk verme, estetik duygu ve heyecan uyandırma gibi adlar verilir. Sanat eserini biz okumaktan zevk aldığımız için okuruz. Gerçi okuduğumuz eser bizde başka etkiler meydana getirebilir: belki etkileyici rolü olur, belki kötü fikirler aşılar, bazı duygulardan arındırabilir. Ne var ki bunlar sanatın sanat olarak yapıldığı etkiler değildir, sanatı zevk için okumanın sonucu olarak meydana gelecek yan etkilerdir.

Yukarıdaki parçanın yazarına göre sanatın asıl işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 19

(19. ve 20. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız)

“Yüzyıllar boyunca insanlar uzak yerlerle haberleşmeyi sağlayacak işaretler gönderme yollarını aradılar. Mesaj iletmek için başvurulan yöntemler, açık havada yakılan ateşler ve parlayan aynalardı. Fransız Claude Chappe 1793’te icat ettiği mesaj iletme makinesine, “uzaktan yazan” anlamında “telgraf” adını verdi. Bu aygıtın işleyişi, kule tepesine takılmış hareketli kolların kullanılmasıyla oluşturulan işaretler yardımıyla rakam ve harfleri iletmeye dayanıyordu. Sonraki 40 yıl içinde elektrikli telgraf geliştirildi ve 1876’da Alexander Graham Bell, ilk konuşmaları teller aracılığıyla iletmeyi sağlayan telefonu icat etti. Sağırlarla ilgili çalışmaları, Bell’i seslerin havadaki titreşimlerle nasıl oluştuğunu merak etmeye yöneltmiş, “armonik telgraf” adı verilen bir düzenek üstünde çalışırken elektrik akımının konuşma sırasında oluşan titreşimleri andıracak biçimde değişebileceğini bulmuştu. Telefonla ilgili çalışmalarının dayandığı ilke buydu. Türkiye’de ilk telefon 1908 senesinde kullanılmaya başlandı. Kadıköy ve Beyoğlu santralleri 1911 senesinde hizmete açıldı. İlk otomatik telefon santrali 1926 senesinde Ankara’da kuruldu. Ardından diğer il merkezlerinde de telefon santralleri kurulmaya başlandı.”

Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Soru: 20

Yukarıdaki paragrafta aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı bulunmamaktadır?
Soru: 21

(21. ve 22. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız)

Alamut Kalesi...Muhtemelen kitabın kalınlığı herkesin dikkatini çeken ilk şeydi. Kimi insanı korkutur kalın kitaplar.Hiç bitmeyecek gibi gelir. Ancak bu kitap korkulanın aksine daha ilk sayfalardan akıcı ve merak uyandırıcı. Bir de yazarının ilk kitabı olduğunu da düşünürsek daha ilk kitapta böyle ustaca bir yazım, hakikaten şaşırtıcı. Tasvirleri bana adeta film izliyormuşum gibi hissettiriyor. Okudukça kervanları, develeri, yolları, tepeleri ve başına neler geleceğinden bihaber Halime’nin getirildiği bahçeyi, bahçedeki çiçekleri, güzel kızları, kızların hayatlarını sanki kafama resmediyordum. Kızların her biri birbirinden güzeldi ancak her birinin heybesinde binbir türlü keder vardı ve her biri farklı bir nehirden taşınmış kumu, toprağı ile adeta kaleyi yeşillendirmiş, ova kılmıştı. Heybelerinde taşıdıkları yüke açıp bakmaya da gerek görmüyorlardı. Her birinin farklı öyküsü vardı hatırlamak istemedikleri. Yaşlı adamlara kadın olmak, köle diye satılmak değil; geleceği, yarınını görememek, korkarak yaşamak... Kim açmak isterdi ki böyle heybeyi? Anne, baba, kardeş ise ırak bir hatıra, yarım yamalak hatırlanan bir rüyaydı adeta. Kendilerini büyülü bir masalın kahramanları gibi hissedip avunuyorlar, anın tadını çıkarıyorlardı kaderin onlardan çaldığının acısını unutmak istercesine


Yukarıdaki paragrafta Alamut Kalesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Soru: 22

Yukarıdaki paragrafta altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 23

(I) Küçükken babalarımızdan duyardık hep “Ah nerede o eski bayramlar?” nakaratını. Babam her bayram akşamı bir hüzünle anlatırdı eski bayram heyecanını, neşesini. Kalmadı derdi artık o eski bayramlar. Tabi anlattıkları bize hikaye gibi gelir çok da inanmazdık. (II) Biz yarın giyeceğimiz yeni bayramlıkların heyecanını yaşar, bayramdaki harçlıklarımızla ne alacağımızı planlardık.(III) Bayramda yenilen şekerler dişlerimizi asit gibi eritip çürütürdü. (IV) Ve maalesef biz de büyüdük, artık bayramları heyecanla değil de biran önce gelip de geçse stresiyle bekliyoruz.(V)Bayram akşamları, babalarımızın küçükken bizlere anlattığı gibi şimdi ben de çocuklara eski bayramların heyecanından bahsedip onlara inandırıcı gelmeyen çocukluğumuzun bayramlarıyla bunaltıyorum onları.

Yukarıdaki paragrafta anlatımın akışı bozan cümle aşağıdakilerden hangisidir?
Soru: 24

(24. ve 25. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız)

Akbaba, haftalık siyasi mizah dergisidir. Türkiye’nin en uzun soluklu karikatür dergisi olmuştur. Yusuf Ziya ve Orhan Seyfi tarafından çıkarılan dergi yayın hayatına 1922 yılında başlamıştır. Başlangıçta haftada iki kez çıkan dergi, sonraları haftada bir çıkarılmaya başlanmıştır. Orhan Seyfi’nin kısa bir süre ayrılmasıyla dergiyi tek başına çıkaran Yusuf Ziya Ortaç’ın 1967’de ölümü üzerine derginin yönetimini oğlu Ergin Ortaç üstlenmiştir.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Soru: 25

Bu parçada aşağıdaki anlatım türlerinden hangisi ağır basmaktadır?
Soru: 26

İnsanın doğasının niteliğini belirlemek, ilkin en yalın biçimde bir canlı olarak insanı insan yapan yetileri ortaya koymaktır. İnsan en başta, zamanı çok boyutlu yaşayan, kendini geçmişten geleceğe uzanan bir dizge içine yerleştiren varlık olarak karşımıza çıkar. Hiçbir hayvanın tarihi yoktur. Hayvan, doğanın kendine koyduğu sınırlar içinde yaşamını sürdürür. Her yeni doğan hayvan soyu, doğuştan ona sunulmuş içgüdüsel bilgisine uygun davranır. İnsan ise yaşamını sürdürmek için öğrenmek zorundadır. Her insan doğadaki işleyişi kendisi bulup uygulamak zorunda olsaydı ilerleme olmazdı. İnsan geçmişinden biriktirdiklerini yeni kuşaklara aktararak hem tarihsel bir varlık olmanın sonuçlarını yaşar hem de bilgisini genişletir. Hayvan, kendini içinde bulduğu bir ortama katılarak yaşar. Hayvanın yaşam çevresi belirlenmiştir, insan ise kendi yaşama dünyasını yaratabilir; hem fiziksel biçimde doğayı işleyerek hem de tinsel biçimde, anlam dünyasını yaratarak...

Yukarıdaki parçanın asıl konusu aşağıdakilerden hangisi olabilir?
Soru: 27

(27. – 30. Soruları Aşağıdaki Bilgilere Göre, Birbirinden Bağımsız Olarak Cevaplayınız.)

Her katında bir daire bulunan ve giriş katı 1. kat olan 6 katlı bir apartmanda oturan Erdem, Faruk, Haluk, İsmail, Kadir ve Mustafa'nın oturdukları katlarla ilgili şunlar bilinmektedir:
– Herkes farklı katlardaki dairelerde oturmaktadır.
– Her katta bir daire vardır.
– Erdem, Haluk'tan daha yukarıdaki bir katta oturmaktadır.
– Erdem ve Haluk'un oturduğu dairelerin arasında Faruk veya Kadir oturmaktadır.
– İsmail'in bir alt katında Erdem veya Mustafa oturmaktadır.
– Faruk, Mustafa'nın bir alt katında oturmaktadır.


Bu bilgilere göre, bu 6 katlı apartmanda kaç farklı dizilimde oturulabilir?
Soru: 28

Bu bilgilere göre aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?
Soru: 29

1. katta Haluk oturuyorsa aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğru olur?
Soru: 30

6. katta Erdem oturuyorsa 3. katta kim oturmaktadır?

Benzer Testler